7 Şubat 2012 Salı

Facebook’un Söylendiği Kadar Aktif Kullanıcısı Olmayabilir


Biliyorsunuz ki Facebook, geçtiğimiz hafta içerisinde halka arz için teklif dosyasını hazırladı. Bu dosyada en fazla göze çarpan bilgilerden birisi ise Facebook’un dünya çapında aylık 845 milyon ve günlük 483 milyon aktif kullanıcısının olduğuydu. Peki, bu rakamlar inandırıcı mı?
Facebook’un sunduğu teklifin biraz daha yakından incelenmesiyle birlikte aslında bu aktif kullanıcıların gerçekten de hepsinin gün içerisinde siteye girmiyor olabileceği ortaya çıktı.
NYTimes’a göre Facebook’un yaptığı halka arz teklifinin 44. sayfasındaki bir açıklamada aktif kullanıcının tarifi yapılmakta. Bu tarife göre aktif kullanıcılar 3. parti web sitelerindeki Facebook uzantılarını kullananları da içerisine dahil etmekte.
Yukarıda yazılanların ne anlama geldiğini yakından incelersek eğer her hangi bir sayfada entegre olan Facebook “Beğen” butonuna bastığınız zaman bile sizin aktif olduğunuz sayılmakta. Mesela, Sosmed.net‘te sağdaki beğen butonuna bastınız. Fakat, gün içerisinde hiç Facebook.com’u ziyaret etmediniz. Bu durumda siz de bir aktif kullanıcı olarak sayılıyorsunuz.
Bunun yanında aktif kullanıcı olarak sayılanlar içerisinde Facebook’un bu ay içerisinde anons ettiği zaman tüneli uygulamaları da mevcut. Mesela, Spotify uygulamasında şarkı dinlediğiniz taktirde eğer dinlediğiniz şarkı Facebook’ta paylaşılıyorsa Facebook.com’u hiç tıklamasanız dahi siz o gün içerisinde bir aktif kullanıcı olarak sayılmaktasınız.
Facebook’un bu garip ölçümü tartışılmakta fakat Facebook’un ciddi rakiplerine gelince ise aslında karşımıza daha kötü bir tablo çıkmakta. Mesela, geçtiğimiz ay içerisinde üye sayısı rakamını bildiren Google+‘ın günlük kaç ziyaretçi aldığını henüz bilen yok. Bu açıdan bakıldığı zaman Facebook’un daha iyi saydam ve objektif olduğu kolayca görülebilmekte.
Kaynak: Sosmed.net 

11 Eylül 2011 Pazar

Elveda

Doğru Söze Ne Denir sloganı ve ismi ile 20 Ağustos 2010 Cuma günü başlayan blog hayatıma bir nevi veda ettiğimi yine bu sayfalardan beni takip edenlere bildirmek istiyorum.

Doğru Söze Ne Denir'de 1 yıl süreyle yazdığım 133 yazı bana öyle şeyler kattı ki bir nevi hayata bakış açımı değiştirmeyi başardı. Doğru Söze Ne Denir sloganına her zaman uygun olarak davranmayı kendime bir düstur edindim. Her zaman kendime göre doğruları sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bu yüzden sene sonu karnemin notlarını vermeyi sizlere bırakıyorum.

Doğru Söze Ne Denir sayfayısına daha fazla yazı yollamayacağımın sebebi ise bu sayfalardan kazandığım blog tecrübesini artık daha spesifik bir alan olan Sosyal Medya ile ilgili bir websitesine aktarmam olacak. Resmi olarak 1 Eylül 2011'de yayına giren SosMed.net isimli sitem tüm hızıyla Sosyal Medya'yı aydınlatan bir fener olmaya devam ediyor. Sosyal Medya'ya ilgi duyanlarınız bu siteye bir göz atabilirsiniz.

Belki bir gün olur da Doğru Söze Ne Denir'e geri dönüş yaparız. Kim bilir? Bu sebeplendir ki siteyi hiç bir zaman yayından kaldırmayacağım.

Şimdilik sizlere elveda ey dostlar... Umarım, Doğruları takip etmeyi asla bırakmazsınız...


Saygılarımla

Yusuf Ucuz

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Twitpic`in Kurucusundan Çakma Twitter: Heello


Bugün Mashable adlı siteye düşen bir habere göre Twitpic'in kurucusu Noah Everett Twitter'a çok benzer bir sosyal paylaşım sitesiyle karşımıza çıktı. Sitenin ismi Heello.

Sitenin piyasaya çıkış tarihindeki en büyük ayrıntı ise Twitter'ın kendi fotoğraf servisini açıklamasından sadece bir gün sonra Heello'nun duyurulması oldu.

Heello, görünüşüyle ve çalışma tarzı ile Twitter'a çok benziyor. Sadece, Twitlemek yerine "Ping"liyorsunuz, başkalarının twitlerini retweetlemek yerine "echo" yapıyorsunuz, başkalarını followlamak yerine onları "listen" özelliğiyle takip ediyorsunuz.

İlk aşamada "Heello"nun en etkili stratejilerinden birisi sizin gönderilerinizin Twitter ve Facebook ile entegre olabiliyor olması. Diğer bir deyişle, sadece "Heello"ya yazarak aynı zamanda Twitter ve Facebook'a da gönderilerinizin ulaşmasını sağlayabiliyorsunuz.

Heello ayrıca gerçek zamanlı akış özelliğiyle de öne çıkıyor. "What's happening?" kısmına geldiğiniz zaman site üzerinde olan bütün akış karşınıza çıkıyor. Heello üzerinde kendini CNN, Tumblr ve Mark Zuckerberg iddia eden çeşitli hesaplar da bulunuyor ayrıca.

Sitenin kurucusu Everett Venturebeat adlı siteye verdiği demeçte Heello'nun yakın zaman içerisinde video, check-in, SMS entegrasyonu, mobil uygulamalar ve Twitter'ın "Lists"lerine benzer "Channels" özelliğini destekleyeceğini söyledi.

Şimdilik Heello'dan aktarılacaklar bu kadar. Heello'nun sosyal medya haber sitelerinde başlangıç için iyi bir yer bulmasına rağmen 200 Milyon kullanıcıya sahip Twitter'a ne kadar rakip olacağını bizlere zaman gösterecek. Şimdilik üye olmakla yetiniyorum ve gelişmeleri yakından takip edeceğim.

Takip etmek isteyenlere Heello adresim : heello.com/yusuf


9 Ağustos 2011 Salı

Android Uygulamaları İçin Alternatif Siteler


Android işletim sistemli telefonumu ilk aldığımdan itibaren uygulamaların hastasıyımdır. Sadece uygulama yükleyip silmekle bile saatlerimi harcayabiliyorum. Fakat, Android kullanıcılarının bilebileceği üzere Android Market'te Türkiye sınırları içinde olduğumuz için (Google lisans sorunlarından dolayı) bazı uygulamalar indirilememektedir.

Paralı uygulamaların hiç şansı bile yoktur. Bu da beni ABD'den geldikten sonra en fazla sinir eden özelliğinden(özelliksizliği) birisi oldu telefonumun.

Bu sebepkendir ki bir sürü arayışa girdim web üzerinden ve tabii ki de şimdilik amacıma ulaşmış gözüküyorum.

İnternet üzerinde çeşitli siteler uygulamaların apk. uzantılı dosyalarını bizlere sunuyorlar. Tek yapmanız gereken -eğer yoksa- bir tane dosya yöneticisi indirmek telefonunuz için. Benim kullandığım en yaygınlardan birisi olan ES File Explorer.

İstediğiniz uygulamayı indirdikten sonra bunu SD cardınızda herhangi bir yere atmanız ilk aşama için yeterli olacaktır. Ondan sonra, telefonunuza önceden yüklediğiniz dosya yöneticisinden SD Cardınıza attığınız apk. uzantılı uygulamayı yüklüyorsunuz. Bu kadar basit.

Tabii bu uygulama dünyasına merhaba demek için web sitelerini bilmek gerekli. İşte benim şuana kadar bulabildiğim siteler. İyi eğlenceler;













Not: Bu sitelerin hiçbirisyle hiç bir şekilde bir bağım bulunmamaktadır. Sadece internet üzerinden araştırmalarım sonucu bulduğum sitelerdir.

5 Ağustos 2011 Cuma

Haydi! Somali'ye Bir Yardım Eli De Sen Uzat


Biz ne zaman bu kadar duyarsız olduk anlamakta zorluk çekiyorum.

Her zaman övündüğümüz cömertlik sizce nereye kayboldu?

Yukarıdaki fotoğrafa bir daha bir göz atın isterseniz. Sizce oradaki insanlar, oradaki çocuklar bilerek mi seçti bu hayatı, bu içerisinde oldukları durumu?

Ne olur, siz de bir dakika düşünün ve sofranızdaki ekmeğin bir parçasını Afrika'daki insanlara uzatın. Unutmayın! Bir gün biz de bu durumda olabiliriz.

Haydi! Ellerimizi vicdanlarımıza koyalım ve bir yardım eli de biz uzatalım o zordaki insanlara.

Bu sayfayı paylaşmayı da lütfen! unutmayalım. Belki, bir canın daha fazla kurtulmasına siz vesile olabilirsiniz!

Yardım eli için bazı yöntemler;

Başbakanlığın yayınladığı genelge ile;

YARDIM KAMPANYASI HESAP NUMARALARI

Somali ve Açlık Tehlikesi Yaşayan Diğer Afrika Ülkeleri Yardım Kampanyası'' banka hesap numaraları şöyle:

-T.C. Ziraat Bankası Aşağı Ayrancı Şubesi
TL hesap no (IBAN): TR940001000820555555555001
ABD doları hesap no (IBAN): TR670001000820555555555002
EURO hesap no (IBAN): TR400001000820555555555003
Banka swift kod no: TCZBTR2A

-T. Vakıflar Bankası A.O. Finansmarket Şubesi
TL hesap no (IBAN): TR800001500158007299038012
ABD doları hesap no (IBAN): TR680001500158048012989557
EURO hesap no (IBAN): TR140001500158048012989559
Banka swift kod no: TVBATR2A

-T. Halk Bankası Bakanlıklar Şubesi
TL hesap no (IBAN): TR460001200940800005000014
ABD doları hesap no (IBAN): TR590001200940800058000095
EURO hesap no (IBAN): TR320001200940800058000096
Banka swift kod no: TRHBTR2A

Cep Telefonundan yardım yollamak isteyenler için;

AFRIKA yaz 5601'e yolla - DİYANET

AFRIKA yaz 2868'e yolla - KIZILAY

AFRIKA yaz 3072'e yolla
- İHH

ACLIK yaz 5777'ye yolla - KİMSE YOK MU?


Her bir SMS 5 TL değerindedir.

DİYANET'in başlattığı hareket için detaylar;

1. ONLİNE BAĞIŞ

www.diyanetvakfi.org.tr İnternet Adresine girerek online bağış bölümünden ilgili bağış hesabını seçebilirsiniz.(Bu uygulama 1 Ağustos 2011’den itibaren aktif olacaktır)

2. SMS İLE BAĞIŞ (1 SMS 5 TL.’dir.)

SMS ile Bağışta bulunmak için AFRIKA yaz 5601’e 1 SMS gönder
SMS ile Fitrenizi vermek için AFRIKA yaz 5601’e 2 SMS gönder

3. BANKA HESAP NUMARALARIMIZA havale ve EFT yöntemiyle

AFRİKA İÇİN DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI BANKA HESAPLARI

S.NO

BANKA

HESAP CİNSİ

HESAP NO

1

VAKIFBANK
MEŞRUTİYET ŞUBESİ

TL HESABI

TR76 0001 5001 5800 7299 0433 22

2

VAKIFBANK
MEŞRUTİYET ŞUBESİ

USD HESABI

TR22 0001 5001 5804 8012 9925 19

3

VAKIFBANK
MEŞRUTİYET ŞUBESİ

EURO HESABI

TR70 0001 5001 5804 8012 9925 28

4

TC.ZİRAAT BANKASI
BİLKENT PLAZA ŞUBESİ

TL HESABI

TR86 0001 0017 6234 2869 8550 39

5

TC.ZİRAAT BANKASI
BİLKENT PLAZA ŞUBESİ

USD HESABI

TR59 0001 0017 6234 2869 8550 40

6

TC.ZİRAAT BANKASI
BİLKENT PLAZA ŞUBESİ

EURO HESABI

TR32 0001 0017 6234 2869 8550 41

Twitter'ı Kullanmanın 10 Altın Kuralı


Facebook'tu Twitter'dı derken hayatımızın vazgeçilmez parçaları oldu artık sosyal ağlar. Hal böyle iken buraların da bir raconu oluşmaya başladı yavaş yavaş.

Daha öncelerde bir iki yazı halinde Facebook'u kullanma sanatı adında gönderilerim olmuştu. Şimdi bahsetmek istediğim ise Twitter hakkında. Tam olarak kullanma sanatı olmasa da dikkat edilmesi gereken bir kaç kuraldan bahsetmek istiyorum.

Geçenlerde Twitter'da saydığım 10 maddeyi burada bir yazı haline getirmek istedim. Buyrun görelim;

1. Profil fotoğrafınızı mecbur kalmadıkça değiştirmeyin.

Twitter, bu konuda Facebook'tan farklı bir mecra olarak karşımıza çıkmakta. Twitter'da takipçilerinizin bazı zamanlar isminizi hatırlamadığı olabiliyor. Bu yüzdendir ki sizi gördükleri ufak avatarlardan hatırlamaktalar. Böyle olunca sıkça değiştirilen avatar resmi sizin hatırlanmanızda size zorluk çıkaracaktır.

2. Twitter'ı chat yapmak için kullanmayın.

Bir çok insan bazen Twitter üzerinden sohbete dalabiliyor. Elbette ki "mention" fonksiyonu kullanılmalı fakat kişisel amaçlar için değil. Size gelen sorulara cevap için veyahut birisine soru sormak için kullanılması gereklidir. Aksi takdirde takipçilerinizin sizden sıkılması büyük olasılıkladır. Unutmayın, chat yapmak için oldukça fazla mecra var artık günümüzde.

3. Takip ettiğiniz kişilere sorular sorun.

Takip ettiğiniz kişilere sorular yöneltmek sizin interaktifliğinizi ortaya koymaktadır. Bu sayede fazla kişiyle iletişime geçmiş olursunuz ve size olan ilgi de artış gösterir. Eğer amacınız sesinizi duyurmaksa soru sormaktan sakın kaçınmayın.

4. Düzenli olarak tweet atın.

Güncellik her zaman aranan bir kriterdir. Hele ki sosyal medya gibi ışık hızında ilerleyen bir platformdaysanız. İnsanlar, her zaman güncele ilgi gösterirler. Bu yüzden, elinizden geldiğince Twitter'a girmeye çalışın ve güncelliğinizi kaybetmeyin. İstikrar bu konuda önemlidir.

5. Retweet sayınız tweetlerinizin sayısını geçmesin.

Sürekli başkalarının tweetlerini retweetleyenler bir süre sonra takipçiler tarafından gözden düşebiliyor. Sebebine gelirsek, ben seni mi takip ediyorum yoksa başka kişileri mi psikolojisi hakim oluyor. O yüzdendir ki, tweet sayınız her zaman fazla olsun. Özgün olmaya dikkat edin.

6. Yalnızca, fazla kişi tweetlerinizi görsün diye bilgi sahibi olmadığınız trendler hakkında tweet atmayın.

Genelde, trend olan cümleleri takip etmekteyim. Bazen, öyle tweetler görüyorum ki tam da yukarıda yazdığım maddeye uygun şekilde. E, haliyle bu da tweet kirliliğinden başka hiç bir şey sağlamıyor topluma.

7. Multimedyanın nimetlerinden faydalanın.

Paylaştığınız bir video veya çekmiş olduğunuz bir fotoğraf her zaman takipçilerinizin ilgisini çekecektir. Sıkıcılığı önler.

8. Twitter'ın halka açık bir platform olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın.

Evet, hesabınızı kilitli tutmadığınız sürece twitter halka açık bir mecradır. Bu yüzdendir ki yazdığınız bir tweet sizi alıp çok farklı yerlere götürebilir. Başınıza bela dahi açabilir. Dikkatli olmanız şiddetle tavsiye edilir.

9. Twitter'daki insanların (ünlü dahi olsa) gerçek kişiler olduğunu unutmayın.

Twitter bu konuda insanların en mağdur olduğu mecra olsa gerek. Özellikle, ünlü kişilere yazılanlar bu tanınmış insanların hayatlarına bir kara bulut olarak çökebiliyor. Unutmayın ki onların bizlerden farkı sadece göz önünde olmaları. Plastikten yapılmış bir varlık değillerdir. Sadece ünlüler olarak değerlendirmemek gerekli bu konuyu. Nasıl olsa internet diye birbirine söven insanların ne kadar yanlış bir iş yaptıklarının farkındayız. Siz siz olun bu konuda hiç bir zaman gerçek insanlarla yazıştığınızı unutmayın.

10. Nitelikli takipçi herzaman daha önemlidir.

Sırf, takipçiniz artsın diye enteresan yollara başvurmayın. Emin olun bu konuda nitelik her zaman nicelikten önemlidir.


27 Temmuz 2011 Çarşamba

Internette Zaman Kazanmanın 5 Yolu

Bir günümüz kalmadı ki internette dolaşırken kendimizi kaybedelim ve geçen zamanın farkına varmış olmayalım. Özellikle internet üzerinde herhangi bir işle uğraşan insanlar sürekli zamanın yetmediği ile ilgili şikayetlerde bulunuyorlar. Facebook'ta işinizin fan sayfasıyla ilgilenecekken kaçımız bir süre sonra kendimizi amacımızdan sapmış olarak bulmadık ki?

Chris Brogan adlı blogger da internette ve sosyal medyadaki size zaman kaybettiren tuzakları ve bunlardan kurtulma yollarını 5 madde halinde entrepreneur.com sitesi için açıklıyor.

1 - Facebook'ta harcadığınız zamanı azaltın.

Facebook'ta hali hazırda yürüttüğünüz bir işiniz için sayfanız mı var? Zamanınızı kullanmak için en iyi çözüm yolu, sayfanızdaki topluluğun neye ihtiyacları olduğunu ve ne istediklerini sormak ve onların ilgisini çekebilecek bazı organizasyonları ve aktiviteleri bildirmektir. Yaptığınız organizasyondan fotoğraflar ve vidyolar paylaşmayı dikkate alın ve işiniz bittiği an Farmville'deki tarlanızı kontrol etmek veyahut arkadaşlarınızın gönderilerini okumak yerine Facebook'u hemen kapatın.

2 - Twitter'da saatleriniz gitmesin.

Twitter'da karşılıklı konuşma içerisinde olmak harika aynen müşterilerinizin sizin hesabınıza yeni bir şeyler yollaması gibi. Fakat, herkesin yolladığı linklere bakıp bulduğunuz her ilginç yazıyı okumak size en az bir ya da iki saat kaybetiriyor. Sadece, müşterilerinizin bazı tweetlerine cevap verin ama 20 dakikadan fazla vakit harcamayın. Hatta zamanı tutmak için bir kronometre bile tutabilirsiniz.

3 - Araştırma mı yapıyorsunuz ya da aylak aylak dolaşıyor musunuz?

Blog okumayı çok severim. Google Reader'ı kullanarak her bir blog'u tek tek ziyaret edeceğime sadece hızlıca bir göz atıyorum neler var diye. Bazı zamanlar günceli takip etmek için ilginç haberleri okuyorum diğer türlü sürekli ertelemiş oluyorum işlerimi. Blog dünyasında yapacağınız ilk iş sizin yapmış olduğunuz işe faydası olmayan veya sizin ilginizi çekmeyen blogları listenizden kaldırmak olacaktır.

4 - Son çıkanlar başkalarına kalsın.

Bana her hafta en çok sorulan soru "yeni ne var?". İnsanlar son teknolojiyle takıntılı olmuş durumdalar. En iyi websitesi ve sosyal ağlarda en yeni ile herkesin bir adım önüne geçme çabası var herkesde. Olay şu ki yeni websiteleri çok nadir olarak harika sitelere dönüşmekteler. Yaptığınız işte kullandığınız teknoloji nadiren yenilenmekte. Yeni sadece yeni. Onu araştırmak yerine yaptığınız işte sizi ilgilendiren temel elementlerle ilgilenmeniz sizin yararınıza olacaktır.

5 - Kullanacağınız zamanı planlayın.

Bilgisayarınızın başına geçmeden ne internette neler yapmak istediğinize karar vermiş olun. E-Mailinizi gün boyu açık mı bırakıyorsunuz? Bu hareket işinizin ihtiyaçlarına karşılık verebiliyor mu? E-Maillerinizi kontrol etmek için günde 2 veya 3 sefer belirleyin ve en fazla 20-30 dakika zaman ayırın. Eğer, amacınız daha fazla iş yapmak ise; müşterilerinizin ve toplanabileceği çeşitli sosyal ağlarda nasıl bağlantı kuracağınızı ve onlarla nasıl etkileşime geçeceğinizi planlayın. Harcadığınızın eforu ölçümleyin.


Eğer zaman kazanmak istiyorsanız bunun en iyi yolu planlarınıza odaklanmanız olacaktır. Yeni olan bütün parlak şeyler sizin planlarınızla uyuşmak zorunda. Ne yapıyor olursanız olun, internette bulunan tuzaklara dikkat edin. İşinizin size ihtiyacı var.


26 Temmuz 2011 Salı

Android Market, App Store`u Sollayacak


Strategy Analytics'in yaptığı araştırmaya göre 2012'nin sonunda her bir çeyrekte Android Market, Apple'dan daha fazla satış yapacak.

Daha önce yine aynı şirketten yapılan bir araştırmaya göre, akıllı telefon pazarında Android işletim sistemi 2011 yılında piyasada birinci sıraya yerleşeceği öngörülüyordu. Tahminlere göre 2011 yılında iOS pazarda %19.4'lük bir paya sahip olarak pazarın 2.si olacakken Android %38.5'lik bir pazar payı ile en yakın rakibi Apple'a büyük fark atmış olacak.

Uygulama pazarlarına tekrar geri dönersek, üçüncü şahıs uygulama satıcıları (amazon,nook,Getjar gibi) Android Market'e bu satış başarısında çok büyük fayda sağlayacaklar.

Hepimizde büyük bağışıklık yapmış olan uygulama pazarı ise büyük bir gelişim içerisinde. Gelişimin sonucunda ise 2012'de pazarın değerinin her bir çeyrek için 2 milyar dolar olacağı öngörülüyor.

Uygulamaların bir çılgınlık haline geldiği bu dönemde bakalım kim daha çok uygulama satacak. Tahminler tutacak mı? Bekleyip göreceğiz.


Kaynak:

techradar.com
mobithinking.com

Facebook Chat'i Düzeltmenin Yolu


Hepimizin bildiği gibi Facebook, son dönemde sohbet bölümündeki dizaynında bir değişikliğe gitti.

Artık, eskisi gibi kimler online kimler değil kolay bir düzen içinde görebilmek yerine Facebook'un bizim konuşmak istediğimiz kişileri belirlemesine mahkumuz bir nevi. Herhangi birinin online olduğunu görmek bir işkenceye dönüşmüş durumda.

thenextweb.com'un haberine göre Facebook video chat olayını da ilk sızdıran kişi Tel Ater bu olaya bir çözüm bulmuş durumda. Kendi yazdığı küçük boyuttaki kodlarla artık kimin online olduğunu rahatça görebiliyorsunuz.

Windows kullanıcıları için tarayıcı uzantısı olarak ve OS X ve Linux kullanıcıları içinde bookmarklet olarak sunulan hizmete ulaşmak için tıklayınız.

22 Temmuz 2011 Cuma

Google+Facebook=?


Hepimizin bildiği üzere geçtiğimiz haftalarda Google büyük bir girişimle sosyal ağlardaki gücüne güç katmak adına Google+ projesini dünyaya duyurdu.

Google+ profiline erişmek isteyenler haftalardır davetiye
bulma peşinde koşadursun biz de bu davetiyelerden bir tane bulabilen 20 milyona yakın şanslı veyahut kendini şanslı hisseden kişilerin biraz demografik özelliklerine bir göz atalım. Bu demografik özelliklere göz atarken Facebook ile bir karşılaştırma yapalım.

Dün itibariyle, internet analizleri şirketi olan comScore'da yayınla
nan bir haber bizlere Google+'ın kaç milyon kullanıcıya ulaştığını, en çok hangi ülkelerden üyelerinin olduğunu ve de kullanıcı profillerinin cinsiyet ve yaş dağılımını gösterdi.

İlk tabloda bize sunulan bilgiler dünya çapı ve ABD kullanıcı sayılarının karşılaştırılması. Dünya çapında kullanıcı sayısı 20 milyona çok yaklaşan
Google+'ın ABD ve dünya çapı kullanıcı sayıları trendinde farkın gittikçe açıldığı gözükmekte. Bu farkın daha da açılacağı için kahin olmamak gerek sanırsam.


İkinci tablo ise dünyada Google+'a en çok üyesi olan 10 ülkeyi göstermekte. Ben bu tablonun altına güncel Facebook tablosunu da koyup ikisini bir karşılaştırmak istiyorum.

Altta görmekte olduğunuz Facebook istatistikleri tablosunda da daha kolay karşılaştırılma yapılabilmesi adına ülke isimlerinin sağında görmüş olduğunuz, ülkelerin, Google+ sıralamaları eklenmiş durumda.



Her iki tabloya baktığımız zaman ABD'nin iki platformda da birinci olduğu açıkça görülmekte fakat Facebook'ta gördüğümüz ikinci ile aradaki büyük farkın Google+'ta olmaması dikkat çekici.

Google+'ta ikinci sırayı ise Facebook'un yeni sayılabilecek üçüncüsü Hindis
tan ülkesi almakta. Uzun süre Facebook üyeliğinde direnen Hindular geçtiğimiz aylarda büyük bir atılıma girmişlerdi. Bu büyük atılımlarının sonucunu ise geçen hafta 3. sıraya oturmakla almış oldular. Hindistan'da Facebook'un bu kadar geç yayılmasının sebebi ise Hinduların da Brezilyalılar gibi Google'ın Orkut sosyal ağını ve benzeri diğer ağları kullanmaları etkin rol oynamıştı. Fakat, belli ki onlar da Facebook'un cazibesine uzun süre dayanamadılar. Ama yine de 1 milyar nüfuslu bir ülke için 31 milyon gibi bir rakam çok da fazla olmasa gerek. Fakat, tabloda da görebileceğimiz bir ayrıntı Hindistan'ın Google+'ta olduğu gibi Facebook'ta da çok sağlam adımlarla ilerlediğinin gözükmesi. Ayrıntı ise şu: Sadece son bir haftada Hindistan Facebook kullanıcı sayısındaki artışın 777.720 olması. İyi düşünüldüğü zaman bu sayı hiç de yabana atılmayacak cinsten. Bakalım Hindistan Facebook'ta önce ikinciliği elde edip sonra da birincilikte açık ara önde olan ABD'yi yakalayabilecek mi?

Google+'ta 3. sırada yer alan ülke ise 866 bin kullanıcı sayısıyla Birl
eşik Krallık olarak görülüyor. Facebook'ta uzun süre ikinciliği elinde bulunduran ülke önce Endenozya'nın atağıyla 3.lüğe gerilemiş sonra da Hindistan'ın gelişiyle kendisini 4.lükte görmüştü. (yaklaşık bir hafta Türkiye, Birleşik Krallık'ı sollamıştı) Sosyal ağların olmazsa olmaz ülkelerinden Birleşik Krallık'ın Google+ ve Facebook'ta önümüzdeki günlerde göstereceği performans şimdiden merak konusu olmuş durumda.

Google+'ta 4.lük koltuğunda Facebook'ta yeri o kadar da parlak olmayan K
anada oturuyor. Biraz da nüfusunun etkisiyle Facebook sıralamasında kendisine ancak 12. sırada yer bulan Kanada aslında nüfusuna bakıldığında çok iyi bir performans sergiliyor. 34 milyon civarında bir nüfusa sahip olan Kanada'nın Facebook'ta 17 milyona yakın kullanıcısının olması durumu neredeyse yarı yarıya getiriyor. Google+'taki başlangıçları da hiç fena gözükmüyor.

Senelerce studiVz.com gibi ağırlıklı olarak yerel sosyal ağ sitelerinde bulunan Almanya ise Facebook'taki hızlı artışına rağmen Google+'a çok iyi bir giriş y
apmışa benziyor. Facebook'taki kullanıcı sayısı 20 milyon olan ülke Google+'ta şimdiden 706 bin kişi tarafından temsil ediliyor. Görünüşe göre, Facebook'a uzun süre sonra ısınmaya başlayan Almanya'nın Google+'ta göstermiş olduğu başlangıcın ileride bu ülkenin iyi yerlere geleceğinin habercisi gibi.

Google Inc.'e ait Orkut adlı sosyal ağ sitesinin hegomanyasından yeni yeni sıyrılan Brezilya da Almanya gibi Google+'ta geleceğe göz kırpan ülkelerden birisi. Listeye 6. sıradan giriş yapan Brezilya Facebook'ta sadece 22 milyon üyesiyle bulunuyor
. Orkut, pazarı o kadargeniş bir şekilde elde bulunduruyordu ki merkezi ABD olan şirket Google tarafından Brezilya'ya taşındı. Orkut kullanıcı sayısının neredeyse yüzde 50'sini bulunduran ülkenin Facebook'la kaynaşması da bu sebeblen bayağı bir geç oldu. 190 milyon civarında olan nüfusuna oranla Facebook'ta bulundurduğu 22 milyon sayısı ise henüz yeterli bir sayı gibi gözükmüyor Brezilya'nın yine de hala bir gelişim içerisindeler.

Listenin belki de en sürpriz ülkelerinden birisi Tayvan. Facebook'taki 10 milyon üyesi 23 milyonluk nüfusuna oranla iyi bir rakam olarak görünse de s
ayısal olarak listede kendisine ancak 19. sırada yer buluyor Tayvan. Fakat, Google+'ta ise 515 bin gibi oldukça olumlu bir başlangıç sayısı ile listede 7. sırada gözüküyor.

Google+ listesinin 8.sırasında ise Facebook'ta da aynı sıralamada b
ulunan Fransa geliyor. Google+'ta 500 bine yakın üyesi olan ülke Facebook'ta 23 milyona yakın bir üye sayısı bulunduruyor. Bakalım gelecek günler Fransa için neler gösterecek?

Google+ listesinin 9. sırasında ise sosyal ağların vazgeçilmez ülkelerinde
n Türkiye bulunmakta. Facebook'ta Birleşik Krallık ile gerçekleştirdiğimiz yarış hala nefes keser cinsten gözükmekte. Birleşik Krallık ile aramızda 150 bin civarında üye farkı var Facebook'ta. Fakat, artış trendlerine bakıldığında Türkiye'nin daha önce bir kaç sefer olduğu gibi Birleşik Krallık'ı geçmesi an meselesi. Google+'ta ise şuan 373 bin civarında bir üye barındırmaktayız. Bu sayının günden güne artacağı aşikar olsa da buradaki önemli soru Türk halkının Google+ algısının hangi yönde olacağı ve bu platforma ne kadar ilgi duyacağı. Kişisel tahminlerim olarak üyelik sayısının bir süre hızlı bir şekilde artacağı fakat kısa vadede Facebook istatistiklerine yanaşamayacağı. Bakalım ve hep beraber önümüzdeki günlerin neler getireceğini görelim.

Google+ listesinin 10.sırasında ise Facebook'ta 14.5 milyon kullanıcı ile var
olan İspanya yer almakta. İspanya'nın Facebook'ta çok da iyi olmayan performansının Google+'ta nasıl olacağı ise merak konusu.


İlk çıktığı günlerde yoğun erkek oranıyla eleştirilen Google+'ın cinsiyet oranı dengelenmeye gidiyor gibi. Şu anda %63 erkek ve %37 bayan kullanıcı bulunduran Google+'ın yayılmasıyla aradaki bu farkın daha da azalacağı tahmin ediliyor. Şuanki davetiye uygulaması ise aslında ipleri biraz da Google'ın ellerine vermiş olu
yor. Talebin çok yüksek olmasından dolayı davetiyeleri istediği kişilere yollayabilen Google, bu oranı düzeltmek isterse bunda zorlanmayacağı belli.

Sonuç olarak Google+'ın önünde daha gidecek çok yolu var gibi gözüküyor fakat bu kadar kısa sürede 20 milyon kullanıcı sayısına ulaşmak ise hiç de kolay bir şey olmasa gerek
hele bir de sadece davetiye yöntemi ile çalışan bir web-sitesiyse. 722.5 milyon kullanıcı sayısı bulunan ve her geçen gün kullanıcı sayısı artan Facebook şimdilik Google+'ı bir tehdit olarak algılamasa da eğer çok çalışmazlarsa ileride başlarının çokça ağrıyabileceği aşikar. Bize de iki dev şirketin online savaşının en büyük takipçileri olmak düşüyor. Bakalım ve görelim.

Son olarak sizlere joyoftech.com ürünü olan iki anlamlı karikatür ile veda ediyorum;


Yazarı takip etmek için Google+ profili: http://gplus.to/yusufucuz
Twitter profili : http://twitter.com/yusufucuz

Kaynak: SocialBakers.com
comScore
Mashable

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Çinliler Bunu Da Yaptı!

Yok artık diyeceğiniz cinsten bir haber şimdi okuyacaklarınız.

Hatta, artık beni Çinlilerin de sahte bir ırk olabileceklerine inandırabilecek bir haber.

Herşeyin sahtesini yapmaya oldukça alışkın olan Çinliler sonunda Apple Storeların da sahtesini yapmayı başarmışlar.

BirdAbroad isimli blog sayfasında olan yayına göre Çin'in Kunming şehrinde kurulan bu Apple Store şu ana kadar yapılmış en güzel çakma
dükkan olarak görülüyor.

Dükkanın dizaynından, personellerin t-shirtlerine kadar bir çok alanda benzerlikler gösteren dükkanda bazı eksiklikler de göze çarpmış. Mesela, personellerin yaka kartında isim yazması gerekirken sadece Apple logosu bulunuyor. Dükkandaki merdivenler ve duvarlar da baştan savma yapılmış olarak gözüküyor.

Dükkandaki ürünler ise gerçek Apple ürünleri olmasıyla da dikkat çekiyor.

Yazarın dediğine göre Kunming Çin'in çok sapa bir yerinde kurulu bir şehir. Bu şehirde dahi böyle bir kopya dükkanın olması oldukça şaşır
tıcı olarak gözüküyor.

Benim dikkatimi çeken başka bir nokta ise bu yazının
altındaki yorumlar. Yorumların bir kaçında bu dükkanların Çin'in büyük şehirlerinde sıkça olduğu.

Bugüne kadar sahte Apple ürünleri görmüştük fakat bu seferki bence biraz fazla kaçmış gibi geliyor. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz.





7 Temmuz 2011 Perşembe

Türk Futbolu Ağır Yaralı

Türkiye günlerdir başta Fenerbahçe olmak üzere bir çok kulubümüzün adinin geçtiği şike iddialariyla çalkalanmakta.


Henüz ortada kesinleşmiş bir iddiadan dolayo verilmiş ceza olmamasina rağmen iddialarin ciddiliği çok konuşuluyor.


Her gün medyada Fenerbahçe ile ilgili yazilan felaket senaryolariyla da basin kendine malzeme bulmuş durumda.


Hal böyle olunca biz de arkadaş ortamlarinda sürekli bu konuyu tartişir olduk, şu an çoğu ortamda olduğu gibi.


Benim de bu muhabbetlere katki olarak sağladiğim görüşlerim şöyle oluşmakta;


1. Bu operasyonu desteklediğimi sürekli dile getirmekle beraber sadece bu senenin soruşturulmasini da yadirgiyorum. Ben, sadece kendim gördüğüm onlarca maça usülsüzlük karişmişken sadece bu senenin soruşturulmasi açikçasi taraftar olarak kinseyi memnun etmiyor. Ha, yine söylüyorum bu dediğimle ben yapilanlarin legal olduğunu hiç bir zaman savunmuyorum. Sadece istediğim herkes için adalet.


2. Aziz Yildirim'in görev başinda olduğu süre içerisinde Fenerbahçe'ye olan katkilari saymakla bitirilemeyecek ölçüde fakat şu yapmiş olduğu son hareketler bütün yaptiklarini siler cinsten. Yillarca Fenerbahçe dağil bütün takimlarin şikeye bulaşmiş olduğu gerçeğine rağmen bu tutuklamalar insanlarin beyninde öyle derin bir iz birakti ki şuan ben dağil olmak üzere Fenerbahçe denince akla ilk gelen şeyin "şike" dolayisiyka güvensizlik olduğu bir gerçek. Bu yüzdendir ki Aziz Yildirim bu hareketi ile Fenerbahçe tarihinden yillarca belki de asirlarca silinmeyecek bir leke birakmiş durumdadir.


3. Fenerbahçe'nin küme düşürülme senaryosu en kuvvetli senaryolardan birisi şuanda. Emin olun bana bu denilenin gerçekleşmemesini Fenerbahçe kurumundan daha dazla istemeyen bir kurum daha mevcut. Digiturk. Digiturk ne kadar gerçek rakamlari bugüne kadar açiklamamiş dahi olsa satişlarinin yüzde ellisine yakini belki de yüde ellisi Fenerbahçe sayesindedir. Sadece Fenerbahçeliler olarak düşünmemek lazim bu oranin içeriğini. Fenerbahçe'li olmayip da rakibinin Fenerbahçe ile oynadiği maçlar için bile Digiturk playtformuna üye olanlar mevcut. Bu yüzdendir ki herhangi bir düşmw durumunda Fenerbahçe kulübünden sonra en büyük darbeyi almiş olacak kurum yayin ihalesinu milyonlarca lira ödeyerek kazanan Digiturk olacaktir.


4. Bütün şike iddalarina rağmen bu ülkede son 10 yilda Fenerbahçe kulüp olarak her zaman çitayi yükselten kulüp durumundadir. Yapilan müthiş yatirimlariyla, devrim niteliğindeki stad inşasi ile, Türkiye'ye hayatta gelmez denilen futbolcu transferleri ile ve bir çok alanda yapilmiş olumlu hareketler dolayisi ile Fenerbahçe son 10 yilin örnek takimidir. Fenerbahçe'nin akacaği herhangi bir darbede Türk futbolunun vizyon ihtiyaci tekrardan piyasaya cikacaktir.


5. Fenerbahçe'nin düşürülmesi durumunda olacak diğer olumsuz gelişme de Süper Lig'in öksüz kalacağidir. Bugün Türkiye'de 3büyükler bir tripodun ayaklari gibidir bu üç kulübün birbirinden nefret ediyor izlenimi olmasina rağmen. Bu ayaklardan birisinin olmadiği bir tripodun da ayakta durmasinin imkansiz olduğu gün gibi gerçek. Dün, gelecek sezon için Galatasaray kombine biletini almiş bir arkadaşimla sohbet ederken söylediği şu cümle yukarida sunduğum tezi kanitlar nitelikte : "Sirf, Fenerbahçe maçina rahat girebilmek için kombine almiştim." Bu cümle emin olyn bir çok Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarinin da dillerinden dökülmektedir.


6. Fenerbahçe'nin düşmesi halinde takimin kendini toparlamasi çok zaman alacaktir. Önümüzde bir Juventus örneği varken bu ihtimali görmek için büyücü olmak gerekmiyordur heralde.


Son olarak yazimi bitirirken söylemek istediğim ben bu soruşturmanin sinuna kadar arkasindayim. Bu soruşturma Türkiye'ye ilk etapta olmasa dahi uzun vadede bir çağ atlatacak cinstendir. Fakat insan ister istemez de gözünü onunla açtiği renklerin bu durumlara düşmesine gönlü razi gelmiyor hani.


Bir de şunu da unutmamak gereklidir : Fenerbahçe Aziz Yildirim'dan ibaret değildir.Fenerbahçe 104 yillik tarihiyle Türkiye'nin reddedilemez bir gerçeğidir. Umarim verilen ve verilecek bütün kararlar Türk milletinin hayrina olur.


30 Haziran 2011 Perşembe

Sosyal Medya Gününe Kavuştu

Hayatımızın değişmez bir parçası olan Sosyal Medya da artık özel bir güne sahip. Hem de o gün bugün: 30 Haziran.

Toronto, O.N.; Las Vegas, Nevada; San Jose, California ve San Jose'nin kardeş şehri Dublin,İrlanda bugünü resmi olarak Sosyal Medya günü ilan ettiler.


Sonrasında Kanada'dan Vancouver ve Victoria şehirleriyle birlikte San Carlos ve Arizona eyaleti de onlara katıldılar. Katılmalarının amacı ise Sosyal Medya'yı sosyal diyalog haline gelen medyanın kutlaması olarak açıkladılar.


Dublin bu günü resmi olarak kabul eden ilk Avrupa şehri olmakla göze batıyor aslında. Şehrin yeni Belediye Başkanı Andrew Montague görevinin ilk gününde böyle bir kararın altına imzasını atmış bulunmakta. Bu günü kardeş şehir olan San Jose ile ortaklaşa aldılar. Siliokon Vadisi ve İrlanda arasında olan teknolojik etkileşimi artırmak için uğraşan Irish Technology Leadership Group bugünün Sosyal Medya günü olmasında büyük bir etkiye sahip oldu.

Bunların ardından Toronto Belediye Başkanı Rod Ford ve Las Vegas Sosyal Medya organizatörü Demont Daniel de 30 Haziran'ı Sosyal Medya Günü olarak kabul ettiler.

Bakalım, Türkiye'den hangi şehrin yöneticilerinin bu olaydan ilk defa haberi olacak veyahut haberi bile olsa çok umurlarında olacak mı?

Ben sizin şehrinizin bu günü resmi olarak kabul etmesini beklemeden hepinizin Sosyal Medya gününü tebrik ediyorum.



28 Haziran 2011 Salı

Bu Tweet Çok Kutsal!

Gün geçmiyor ki sosyal medya ve orada olanlar bizi şaşırtmasın. 2006'dan beri yayında olan Twitter bize bir çok kez sürprizler yapmıştı aslında. Ama bu seferki biraz farklı gibi.

Alışmıştık aslında çok farklı kesimlerden çok farklı insanları görm
eyi Twitter platformunda. Özellikle, ABD Başkanı Barack Obama'nın seçimlerde bu platformu etkin kullanması bir çığır açtırmıştı yükselmekte olan Twitter'a. Ama dedik ya bu seferki biraz farklı diye. Evet, yaklaşık 5 saat önce Papa 16. Benedictus Vatikan'ın resmi Twitter hesabından kendi adına ilk twittini atmış bulundu.

News.va adında Vatikan tarafından kurulan siteyi bilgilendirmek adına ilk tweetini attığı gözüküyo Papa'nın.

Diğer çarpıcı nokta ise bu tweetin Ipad aracılığı ile gönderilmiş olması. İnsanın aklına acaba Papa'nın bir Ipad'i var mı diye bir soru da gelmiyor değil aslında. Fakat, bana göre kendisi Ipad kullanmayı pek de bilmiyor ama yine de onun adına alınmış bir Ipad kimseyi şaşırtmaz heralde. Eğer aşağıdaki videoya bir göz atarsanız neden kullanmayı çok bildiğini sanmıyorum dediğini kolayca anlayabilirsiniz.



Benim diğer değinmek istediğim nokta ise Hristiyan aleminin liderinin teknolojiye önem verdiğini göstermek istemesi aslında. Tamam, belki yaşından dolayı teknolojik aletlerle pek arası olmayabilir fakat, bu hareketinin ardında aslında tüm Hristiyan milletlerine bir mesaj vermiş oluyor. Bakın ben dahi artık online dünyadayım ve bu dünyanın önemini görmekteyim. Acaba, bizim ait olduğumuz dinin herhangi bir lideri teknoloji ile arasını gösterse kötü mü olurdu?

Vatikan'ın twitter sayfasına göz atmak isteyenler :
http://twitter.com/#!/news_va_en

15 Haziran 2011 Çarşamba

Batı Nereye Gidiyor?

Şöyle, telefonumdan yabancı basında ne var ne yok diye bir gezinirken bbc'nin uygulamasında gözüme bir haber takıldı. Haber, İngiliz bir annenin evine ve çocuklarına yeterli yiyeceği götürememesiyle ilgiliydi.

Haberde, annenin, eşine yemek yedirmek uğruna yatağa aç gittiğini, bu aç gittiği zamanlarda da ağladığını yazıyordu. Hatta, annenin artık çocuklarını onlara öğle yemeği yapamadığından dolayı okula yollayamadığı bilgisi vardı.

Tabii ki, bu habere içinde insan duyguları olan hiç bir kimse pozitif bakamaz. Fakat, gel gör ki, yıllardan beri süregelen bu Batı zulmü, bu Batı işkencesi insanın içindeki faşist duyguları biraz olsa da uyandırıp içlerde bir umut oluşturuyor.

Tamam, kimse kimsenin batmasına veyahut kötü bir ekonomik pozisyona gelmesini istemez fakat, Batı'nın son yüzyılda Doğu'ya uyguladığı ambargo yüzünden insanın da bir çaresi kalmadığı ortaya çıkıyor. Bakmayın siz Batı'nın her savaşta veya bir felakette yardım kampanyalarıyla telaşa girdiğine. Savaşı başlatan Batı, yardım eden yine Batı durumu geliyor önümüze her seferinde.

Ya da sanıyor musunuz ki 2007'de Endonezya'ya yapılan yardımların samimi olduğunu? İnsana demezler mi neredeydiniz İsrail, Gazze'de katliam yaparken, demezler mi Amerikan askerleri keyfine Irak'lıları öldürürken. Artık, Doğu'nun bunlara karnı tok.

Gel gelelim başta bahsetmek istediğim konuya. Bu çok açıktır ki Batı bir krizin içinde. Son 5 yılda yaşanan krizleri atlattıkları söylenemez. Krizi atlattığını söyleyebileceğimiz bir kaç ülke var sadece fakat diğer temel ülkeler ( ABD, İngiltere, Fransa, İspanya vs.) çok bariz, engellenemez bir düşüşteler. Fakat, her zaman basın ile halkını yönlendirmeyi bilen bu ülkeler, içinde bulundukları durumu gizlemeye çalışıyorlar. Ha, bir süre sonra İspanya'da, Yunanistan'da olduğu gibi iş gizlenmez hale gelebiliyor.

Görülen o ki Batı'nın bu düşüşü çok da kolay engellemez gibi.

Bunun sebeplerinden birisi de Batı'nın son 70 senedir belli bir refah düzeyinde olmasıdır. Bir neslin ortalama 70 sene olduğunu hesaplarsak, yeni gelen bir kaç neslin bu refah düzeyiyle Dünya'ya geldiği ve kurulu düzende yetiştikleri görülüyor. Bu da şuanki yaşayan Batı nesillerinin neredeyse hiç bir zorluk altında yaşamadıklarını göstermektedir.

Bizim evin çevresinde dolaşan kediler bile öyle güzel yemeklere alışmışlar ki normalde yiyebilecekleri yemeklere burun kıvırıyorlar. Bir kedi bile bu rahatlığın müptelası olabiliyorsa bu büyük toplumlar nasıl olmasın?

Bütün bu koşullar birleştiği zaman, bu poposu rahata alışmış batıya tahta sedir çok sert gelecektir hatta örneklerini gördüğümüz üzere gelmektedir de.

Belki de onlarca ülkenin hayali olan 27,000 Dolar kişi başı milli gelir, Yunanistan'da gördüğümüz bu ayaklanmanın temel sebebi aslında. Bu refah düzeyine alışmış bir toplumun, yakında daha düşük rakamlara düşecek olan gelirlerini ipotek altına almalarını istemelerinden daha doğal bir şey yoktur.

İşte, burada işin psikolojik kısmı devreye giriyor.

Belki de Yunanistan'ın yaşadığı bu kriz Türkiye'de olsaydı Türkiye, bu krizi bir şekilde atlatırdı. Neden? Çünkü, bizim kişi başı milli gelirimiz daha 9 sene öncesine kadar 3000 Dolar civarlarında gezmekteydi. 9 senede bu rakam 10000 Dolar civarlarına yükseltildi.

Batı, bu psikolojik çöküntüyü iyi idare edemeyeceğinden gelecekleri çok da parlak gözükmemektedir.

Bizim gibi gelişmekte olan ülkelere ise geleceğin, umutla göz kırpması çok doğaldır. Çünkü, daha 9 yıl öncesine kadar kişi başı milli geliri 3000 Dolarlarda gezen bir toplumun, bu yükselen rakamlara olan teşekkürü çok daha sağlam olacaktır. Çünkü, bu nesil veya bir önceki nesil yokluk içinden gelmektedir halihazırda.

Hakeza, Hindistan. Dünya'da söz sahibi olacak bir ülke olarak görülen Hindistan'da da psikolojik olgu aynen bu şekildedir. Onlarda da İngiltere ile görülmek istenen bir hesap söz konusudur. Yıllarca, sömürüldüklerinin farkında olan Hindu'lar nüfuslarıyla ve de bu nüfuslarını iyi kullanmalarıyla ileride Çin gibi görebileceğimiz en büyük güçlerden birisi.

Sonuç olarak, hiç bir halkın kişisel olarak kötü durumda olduğunu görmek istemesem de devletler muavazanesinde bazı toplumların burunlarının sürtmesini benim gibi sizlerin de içinden geçen bir hayal olduğunu tahmin edebiliyorum.
Related Posts with Thumbnails